76. Cannes Film Festivali Johnny Deep’in filmiyle başladı: Kral öldü Yaşasın kral!..

“The show must go on!” diye başka bir klişe başlık da atabilirdik. En doğrusu, Gramsci’nin geçiş süreçlerini tanımlayan ünlü sözünden esinlenmek olabilirdi:

“Eski sinema ölüyor, yenisi ortaya çıkmakta gecikiyor; bu puslu dönemde…”

Soyadından pek hazetmediği, aslında unutmak istediği için sadece küçük adı Maiwenn ile anılmak isteyen Maiwenn Le Besco (1976), kendisinden 200 küsur yıl önce yaşayan Jeanne Vaubernier (1743-1793) karakterine dört elle sarılmış. Bir rahiple hizmetçi kadın arasındaki yasak ilişkinin meyvesi olan Jeanne, Fransız Devrimi’ne gebe o dönemin sınıfsal gerçekleriyle yüzleşmiş, içtenliğini ve isyankâr ruhunu kaybetmeden, çekiciliğini kullanarak Versay Sarayı’na dek çıkan merdivenleri tek tek tırmanmıştır.

‘TEHLİKELİ BİR DENSİZ’

Kralın yatağına girmeyi başardıktan sonra, baş gözdesi olabilmek için toplumsal ve dinsel baskıların getirdiği ve saraya bile dayattığı katı kurallar gereği, kendisini kralın yatağına sokmayı başaran eski dostu asilzade Jean du Barry ile evlenmek zorunda kalır Jeanne! Sarayın ileri gelenleri için kaba saba, kurallara uymayan, düzeni bulandıran bir yabancıdır. Erkek kıyafeti giymeye bile cesaret eden tehlikeli bir densizdir. Saraydan kovulmalıdır…

“Jeanne du Barry” öncelikle bir aşk filmi. Yönetmen, 15. Louis’in çiçek hastalığından ölümüne dek süren altı yıllık beraberliklerinin aslında tutkulu, gerçek bir aşk ilişkisi olduğu tezini savunuyor. İddiasız, temiz bir mizansen gerisinde, başarılı bir dönem filmi imzalıyor. Kural tanımayan, ancak o günün koşullarından yararlanarak “yükselirken” özünü yitirmeyen, kimliğini koruyan bu olağanüstü karakterin gerisinde, toplumsal gerçekler, saray entrikaları da apaçık okunuyor.

Kralın ölümünden sonra birkaç yıl manastıra kapatılan, ardından başta 16. Louis ve kendisini seven, farklılığını takdir eden saray çevrelerinin desteğiyle Fransız Devrimi’ne kadar rahat ve sakin bir yaşam süren Jeanne du Barry, devrim mahkemelerinin acımasızlığından nasibini alacak, başı, kral ve kraliçenin ardından 1793’te giyotinle kesilecektir.

DEPP’TEN BAŞARILI YORUM

Yönetmen koltuğunda da oturan Maiwenn, tutkuyla yorumladığı ana karakteriyle sırılsıklam özdeşleşmiş. Johnny Depp de çok iyi. Sette filmin yönetmeni olan gerçek Versay’ın dekorunda da gözdesini canlandıran Maiwenn kadar başarılı bir yorum sergiliyor. Magazin basının, yok rolü çok kısaymış, yok Fransızcası kulak tırmalıyormuş, yok yönetmenle çok kavga etmişler gibi abartılı sansasyonel haberlerle saldırdığı Johnny Depp, film yarışmalı bölümde olsaydı, oyuncu ödülünün güçlü adaylarından biri olabilirdi.

KADINLARIN GAZABI!

Senaryoyu da kaleme alan Maiwenn, bazı temel gerçekleri çarpıtmış olabilir mi? Bilemiyorum, bunu konunun uzmanlarına sormak gerekir. Maiwenn’in tarihe sadık kalmak gibi bir iddiası da yok zaten. Geçmişe, kendi yaşamöyküsü gerisinden bakarken erkeklerin bencil ve baskıcı tavırlarından çok, entrikacı kadınların gazabından daha çok çekiniyor sanki. Erkekleri daha çok seviyor galiba Maiwenn. Belki de aşırı seviyor. Ne kötülük var bunda? Yok olmasına yok da köktenciliğe ve manikeizme can simidi gibi sarılan kimilerine göre, erkekleri fazla suçlamamak, Versay Sarayı’nın örf ve adetlerini çiğnemek kadar büyük bir suç sayılır oldu. Ölüm cezası Fransa’da kalkalı kırk yılı geçti ama sosyal medya ve popüler basın, hem savcı, hem hâkim, hem de cellat rollerini birlikte üstlenmeyi giderek sever oldu.

Avukatlara daha çok ihtiyacımız var…

DÖNÜŞÜ MUHTEŞEM OLDU

Birbirinden iddialı filmlerin Altın Palmiye için yarıştığı Cannes Film Festivali dün başladı. Eski eşi Amber Heard ile şiddet davasından zaferle çıkan Johnny Depp, suçlamalar nedeniyle aforoz edildiği sinema sektörüne görkemli bir dönüş yaptı. Ünlü aktörün ilk Fransız sineması filmi “Jeanne du Barry”, Cannes Film Festivali’nin açılışını yaptı.

YİNE KIRMIZI HALIDA

Cezayir asıllı Fransız yönetmen Maiwenn Le Besco’nun “Jeanne du Barry” filminin prömiyerine, oyuncuların yanı sıra pek çok ünlü isim katıldı. Yaşadığı olaylı mahkeme sürecinin ardından davayı kazanıp sinamaya geri dönen Depp, uzun bir aradan sonra ilk kez kırmızı halıda görüntülendi. Filmde Fransa Kralı XV. Louis’ye hayat veren 59 yaşındaki Amerikalı aktör, filmin yönetmeni Maiwenn Le Besco ile beraber kırmızı halıda poz verdi.

AYAKTA ALKIŞLANDI

Oyuncunun ilk Fransız yapımı filmi, gösterimin ardından tam 7 dakika boyunda ayakta alkışlandı. Alkış tufanının ardından Depp’in gözlerinin dolduğu anlar kameralara yansıdı. Filmin yönetmeni Maiwenn Le Besco ile filmin başarısını kutlayan Depp’e festival alanında binlerce hayranı sevgi gösterisinde bulundu.

DOUGLAS’A ONUR ÖDÜLÜ

“San Fransisco Sokakları”, “Temel İçgüdü”, “Öldüren Cazibe” gibi filmlerde rol alan usta aktör Michael Douglas, 76. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye Onur Ödülü’nün sahibi oldu. Oyuncuya, “parlak kariyeri ve sinemayla olan ilişkisi” dolayısıyla onur ödülü takdim edildi. Oyuncuya kırmızı halıda eşi Catherine Zeta-Jones ve kızı Carys eşlik etti. 78 yaşındaki Douglas, Cannes’a ilk kez 1979 yılında James Bridges’in yönettiği “Çin Sendromu” filmiyle katılmıştı. 1992’de ‘Temel İçgüdü’ ve 1993’te ‘Sonun Başlangıcı” filmleriyle tekrar festivale konuk oldu. En son da, Steven Soderbergh’in 2013 yapımı ‘Şamdanın Ardında’ (Behind the Candelabra) filmi için festivaldeydi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir